top of page

İzledikten Sonra Hüngür Hüngür Ağlatan En İyi Filmler

life is beautiful
Life is Beautiful

Sinema, sadece patlamış mısır yiyip vakit öldürdüğümüz bir eğlence aracı değildir; bazen ruhumuzun en derin köşelerine dokunan, dile getiremediğimiz acıları bizim yerimize haykıran eşsiz bir aynadır. Öyle filmler vardır ki, jenerik akmaya başladığında oturduğunuz koltuktan kalkamaz, ekrana boş gözlerle bakarken yanaklarınızdan süzülen yaşlara engel olamazsınız.


Bazen gerçek hayattan kaçmak, bazen de hayatın en yalın ve sarsıcı gerçekleriyle yüzleşmek için ekran karşısına geçeriz. Eğer bugün "Benim içimde atamadığım bir hüzün var, şöyle doya doya ağlayıp rahatlamak istiyorum" diyorsanız, doğru yerdesiniz. Sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış, hikayeleri ve oyunculuklarıyla kalbinizde derin izler bırakacak, izledikten sonra sizi hüngür hüngür ağlatacak filmleri sizler için derledik.


İşte boğazınızda düğüm bırakacak o başyapıtlar:



1. Life is Beautiful (Hayat Güzeldir)



Yıl: 1997 | IMDb Puanı: 8.6 Oyuncular: Roberto Benigni, Nicoletta Braschi, Giorgio Cantarini


Listemize, "umut" kelimesinin sinemadaki karşılığı ile başlıyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nın en karanlık döneminde geçen Life is Beautiful, bir babanın oğlunu savaşın ve toplama kampının dehşetinden korumak için yarattığı hayal dünyasını konu alıyor.


Film, ilk yarısında içinizi ısıtan neşeli bir romantik komedi gibi başlar. Ancak ikinci yarıda sizi, insanlığın gördüğü en büyük trajedinin ortasında, gözyaşları ve tebessümün birbirine karıştığı bir dramın içine hapseder. Roberto Benigni’nin canlandırdığı Guido karakteri, sevgisiyle cehennemi cennete çevirmeye çalışırken, sizin de kalbinizi paramparça edecek.


2. Grave of the Fireflies (Ateş Böceklerinin Mezarı)



Yıl: 1988 | IMDb Puanı: 8.5 Oyuncular: Tsutomu Tatsumi, Ayano Shiraishi

"Çizgi film ağlatır mı?" demeyin; bu anime, yetişkinlerin bile izlemeye yüreğinin zor dayandığı bir başyapıt. Efsanevi Studio Ghibli imzalı yapım, savaşın yıkıcılığını, cephedeki askerlerin değil, geride kalan sivillerin gözünden anlatıyor.


İkinci Dünya Savaşı sonlarında Japonya’da hayatta kalmaya çalışan Seita ve küçük kız kardeşi Setsuko’nun hikâyesine tanık olacaksınız. Savaşın masumiyeti nasıl yok ettiğini bu kadar sert, dürüst ve yalın anlatan başka bir yapım bulmak zordur. Grave of the Fireflies bittiğinde, boğazınızdaki o yumru uzun süre gitmeyecek.


3. Capernaum (Kefernahum)



Yıl: 2018 | IMDb Puanı: 8.4 Oyuncular: Zain Al Rafeea, Yordanos Shiferaw


Beyrut’un arka sokaklarında geçen Capernaum, izleyiciyi adeta bir belgesel gerçekçiliğiyle sarsıyor. Film, kendisini bu dünyaya getirdikleri için ailesine dava açan 12 yaşındaki mülteci çocuk Zain’in hikâyesini merkezine alıyor.


Bir çocuğun hayatta kalma mücadelesini ve o küçücük omuzlarına binen devasa yükleri tüm çıplaklığıyla izleyeceksiniz. Zain’in bakışlarındaki o derin keder, senaryo değil, hayatın acı bir gerçeği gibi yüzünüze çarpacak. Mendillerinizi yanınızdan ayırmayın, çünkü bu filmde gözyaşlarınızı tutmak neredeyse imkânsız.


4. The Green Mile (Yeşil Yol)



Yıl: 1999 | IMDb Puanı: 8.6 Oyuncular: Tom Hanks, Michael Clarke Duncan, David Morse


Sinema tarihinin en kült dramlarından biri olan Yeşil Yol olmadan böyle bir liste eksik kalırdı. Stephen King’in romanından uyarlanan film, bir hapishanenin idam mahkumlarının kaldığı ve "Yeşil Yol" olarak adlandırılan bölümünde geçiyor.


Dev cüssesinin aksine, çocuksu ve nazik bir ruha sahip olan, karanlıktan korkan John Coffey’in hikayesi, iyiliğin ve masumiyetin en saf halini temsil ediyor. Onun iyileştirici gücü ve gardiyanlarla kurduğu bağ, adaletin ne olduğunu sorgulatırken sizi de hıçkırıklara boğacak. John Coffey’in o meşhur repliği aklınıza geldiğinde bile gözleriniz dolabilir.


5. Big Fish (Büyük Balık)



Yıl: 2003 | IMDb Puanı: 7.9 Oyuncular: Ewan McGregor, Albert Finney, Billy Crudup


Tim Burton’ın o eşsiz, masalsı dünyasında geçen Big Fish, diğer filmlerden biraz daha farklı bir hüzün sunuyor. Ölmek üzere olan bir babanın hayatı boyunca anlattığı abartılı, fantastik hikâyeler ile gerçekler arasındaki çizgiyi arayan bir oğulun yolculuğunu izliyoruz.


Baba-oğul ilişkilerine dair söylenmiş en güzel sözlerden biri olan bu film, finaliyle sizi hazırlıksız yakalayacak. Hem yüzünüzde sıcak bir tebessüm bırakıp hem de gözyaşlarına boğduran, hayatın büyüsüne inanmanızı sağlayan nadir yapımlardan.


6. Manchester by the Sea (Yaşamın Kıyısında)



Yıl: 2016 | IMDb Puanı: 7.8 Oyuncular: Casey Affleck, Michelle Williams, Lukas Hedges


Bazen acı bağıra çağıra gelmez; sessizce gelir ve oraya yerleşir. Manchester by the Sea, yas ve vicdan azabını sinema tarihinde en gerçekçi işleyen filmlerden biri. Casey Affleck’in Oscar kazandıran muazzam performansıyla hayat verdiği Lee Chandler, abisinin ölümünün ardından yeğenine bakmak zorunda kalırken, kendi geçmişindeki korkunç trajediyle de yüzleşmek zorunda kalır.


Ajitasyondan uzak, hayatın soğuk gerçekliği kadar sade ve bir o kadar da yıkıcı bir film arıyorsanız, bu yapım tam size göre.


7. Schindler’s List (Schindler’in Listesi)



Yıl: 1993 | IMDb Puanı: 9.0 Oyuncular: Liam Neeson, Ben Kingsley, Ralph Fiennes


Usta yönetmen Steven Spielberg’ün başyapıtı Schindler’s List, insanlığın öldüğü ama umudun tükenmediği bir döneme ışık tutuyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında 1.100’den fazla Yahudi’yi kendi fabrikasında çalıştırarak Nazi toplama kamplarından kurtaran Alman iş insanı Oskar Schindler’in gerçek hikâyesi...


Siyah-beyaz çekilen film, dönemin atmosferini tüm dehşetiyle yansıtıyor. Filmdeki o meşhur "kırmızılı kız" metaforu ve final sahnesi, insanlık tarihine bırakılmış en hüzünlü notlardan biri olarak hafızanıza kazınacak.


Sinema ve dizi dünyasından en güncel gelişmeler için Filmler & Diziler sayfamızı ziyaret edin.

Yorumlar


En Son İncelemeleri ve Haberleri Alın

bottom of page