top of page

A Knight of the Seven Kingdoms: Game of Thrones Evrenine Geri Dönmek İçin En İyi Sebep

Game of Thrones evreni, karmaşık aile ağaçları ve bitmek bilmeyen entrikalarıyla bazen bir diziden çok tarih dersini andırabiliyor. Ancak yeni HBO dizisi A Knight of the Seven Kingdoms, izleyiciye "ev ödevi" vermeden Westeros'u yeniden sevdirmeyi başarıyor.


a knight of the seven kingdoms
A Knight of the Seven Kingdoms

Birçoğumuz için Game of Thrones (GoT) finali, ağızda kekremsi bir tat bıraktı. Kimimiz kitapları hiç okumadı, kimimiz House of the Dragon'ın ağır politik havasına giremedi, kimimiz ise o meşhur ama kötü şöhretli video oyunlarına elini bile sürmedi. George R.R. Martin'in yarattığı bu devasa fantezi evreni (Westerosphere mi desek?), zamanla takip edilmesi zor, kıtalar arası devasa bir ipliğe dönüştü. Ancak HBO'nun yeni bombası A Knight of the Seven Kingdoms, tüm bu yorgunluğu silip atacak gibi görünüyor.



Ev Ödevi Gerektirmeyen Bir Westeros Macerası

Dizinin en büyük vaadi şu: Ön hazırlık yapmanıza gerek yok.


Kısa bölüm süreleri, daha hafif tonu ve tamamen karakter odaklı yapısıyla dizi, Martin'in dünyasına "ayağı yere basan" bir bakış açısı getiriyor. Karmaşık hanedanlık savaşlarını takip etmek için yanınızda not defteri bulundurmanıza gerek kalmıyor. Ancak ilginç bir paradoks var; dizi sizi zorlamasa da, kendinizi bir anda Game of Thrones Wiki sayfalarında gezerken bulabiliyorsunuz.


Özellikle ikinci bölümdeki "Hard Salt Beef" sahnesinde, Dunk'ın Targaryenlerle karşılaştığı ve Baelor'dan turnuvada kendisine kefil olmasını istediği anı düşünün. Bu sahne o kadar doğal ve merak uyandırıcı ki, izleyiciyi istemsizce şu sorulara itiyor: "Bu Baelor neden bu kadar havalı?", "Demir Taht veraset sırası o dönemde nasıldı?", "Deli Kral (Mad King) bu olaylardan ne kadar sonra geliyor?"


a knight of the seven kingdoms img1

Lore'a Boğulmadan Derinleşmek

Game of Thrones, dünya tarihi ölçeğinde bir destandı. Her adımda yüzyılların ağırlığını hissederdiniz. Bu durum izlemesi keyifli ama takip etmesi yorucu bir süreçti. A Knight of the Seven Kingdoms ise farklı bir yol izliyor.


Yazarlar, Martin'in halihazırda inşa ettiği o devasa dünyayı bir arka plan dokusu olarak kullanıyor. Karakterler, sanki bir tarih kitabından fırlamış gibi değil, o anı yaşayan gerçek insanlar gibi konuşuyor. Lore (evren bilgisi), izleyicinin gözüne sokulmuyor; sadece orada, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi duruyor.


Dizide kralı görmüyoruz bile. Sadece adını duyuyoruz. Bazı Targaryenler beklediğimiz gibi sarışın, küstah ve zalimken; Baelor gibileri onurlu ve adil. Bu durum, "Acaba Deli Kral dönemi henüz gelmediği için mi Westeros, tüm vahşetine rağmen GoT dönemine göre daha 'yaşanabilir' hissettiriyor?" sorusunu akıllara getiriyor.


a knight of the seven kingdoms img2

Merak Unsuru ve Egg'in Kehaneti

Dizinin en büyük kozlarından biri şüphesiz Dunk ve yaveri Egg (Yumurta). Sezon ortasında Egg'in gerçek kimliğiyle ilgili büyük bir açıklama olsa da, yazarlar izleyiciyi gıdıklamaktan geri durmuyor. Bir falcının, çocuğun bir gün Demir Taht'a oturacağını ve korkunç bir ölümle yüzleşeceğini öngörmesi, en "casual" izleyiciyi bile sahte tarih kitaplarını karıştırmaya itebilir.


İşte dizinin başarısı burada yatıyor: Boşlukları doldurmak tamamen isteğe bağlı.


Eğer isterseniz sadece Dunk'ın kılıç sallamasını ve Egg'in hazırcevaplığını izleyip keyif alabilirsiniz. Ama isterseniz, Martin'in notlarına dalıp bu olayların on yıllar sonraki Game of Thrones felaketlerine nasıl zemin hazırladığını araştırabilirsiniz. Dizi bunu bir zorunluluk (ödev) olarak sunmadığı için, araştırmak bir eğlenceye dönüşüyor.


Sonuç olarak; A Knight of the Seven Kingdoms, devasa bütçeli ejderha savaşlarından yorulanlar ve sadece iyi bir hikaye izlemek isteyenler için mükemmel bir giriş (veya dönüş) noktası. Westeros hiç bu kadar davetkar olmamıştı.


Kaynak: Polygon

Sinema ve dizi dünyasından en güncel gelişmeler için Filmler & Diziler sayfamızı ziyaret edin.

Yorumlar


En Son İncelemeleri ve Haberleri Alın

bottom of page