top of page

The Super Mario Galaxy Filmi İncelemesi

the super mario galaxy filmi
The Super Mario Galaxy

Oyun dünyasının efsanevi tesisatçısı Mario, beyaz perdedeki ikinci büyük macerasıyla karşımızda. İlk animasyon filminin gişe başarısının ardından, beklentiler doğal olarak çok yüksekti. Peki, Chris Pratt'in bir kez daha başkaraktere ses verdiği The Super Mario Galaxy, bu beklentileri karşılayabiliyor mu? Kısaca özetlemek gerekirse; karşımızda iyi niyetle, büyük bir coşkuyla ve sınırsız bir hayal gücüyle yapılmış, ancak oldukça ilginç sebeplerden ötürü "kötü" diyebileceğimiz bir film var.


Gelin, bu renkli ama bir o kadar da yüzeysel galaksi macerasının derinliklerine inelim.



Rosalina'yı Kurtarmak: Yüksek Tempolu Ama Düşük Riskli Bir Macera

Filmin konusunu tek bir cümleye sığdırmak oldukça kolay: Rosalina, Bowser Jr. tarafından kaçırılır ve Mario ile ekibi onu kurtarmak için galaksiyi keşfe çıkar.


Kağıt üzerinde klasik ve tıkır tıkır işleyen bir Mario hikayesi gibi dursa da, filmin en büyük sorunu tam olarak burada başlıyor; ortada hissedilebilir hiçbir risk yok. Tıpkı yüksek bütçeli ama duygusal derinliği olmayan bazı dizilerde olduğu gibi, film harika görsel detaylara ve fena olmayan birkaç seslendirme performansına sahip olsa da, izleyiciyi koltuğuna çivileyecek bir gerilimden yoksun.


Ancak yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim; film görsel bir lunapark gibi. İzleyiciye sunulan sekansların birçoğu oldukça canlı, tempolu ve eğlenceli. Özellikle yerçekiminin altüst olduğu bir uzay kumarhanesindeki dövüş sahnesi ve Yoshi'nin Manhattan'da geçirdiği hareketli öğleden sonra akıllara kazınacak türden. İşin içine bir T-Rex ve hatta yavru bir T-Rex bile giriyor!


Oyuncular için gizlenmiş sürpriz yumurtalar (Easter Eggs) ise tam bir şölen. Arka planlarda gizlenen eski Nintendo aksesuarlarından, yeraltına her inildiğinde çalmaya başlayan nostaljik Mario 1-2 müziğine kadar binlerce detay var. Serinin en iyi müziklerinden biri olan Gusty Garden temasının filme harika bir şekilde yedirildiğini de eklemek gerek. Özellikle Fox McCloud rolüyle kısa ama muhteşem bir görünüme imza atan Glen Powell, belki de son yılların en kusursuz oyuncu seçimlerinden biri olmuş.



Bir Oyun Olarak Kusursuz, Bir Film Olarak Yorucu

Gelelim filmin tökezlediği asıl noktalara. Zekice yerleştirilmiş referanslar ve nostaljik detaylar, tek başına bir filmi ayakta tutmaya yetmiyor. Karşımızdaki yapım, en büyük hatayı bir "film" gibi değil, bir "video oyunu" gibi kurgulanmış olmasında yapıyor.


Oyunlarda hız, farklı mekanikler ve sürekli değişen platformlar (gimmick'ler) mükemmel bir kombinasyondur çünkü o bölümleri tekrar tekrar oynayabilirsiniz. Ancak sinema salonunda, bu kadar çok fikrin ve sekansın saniyeler içinde ekranda belirip kaybolması, izleyicide garip bir "yüksek tempolu can sıkıntısına" yol açıyor. Filmdeki hiçbir an, gerçek bir "sinema anı"na dönüşemiyor çünkü her şey anlık yaşanıp bitiyor. Film, hayranlara sürekli göz kırpıyor ama onlara anlatacak gerçek bir hikayesi bulunmuyor.

Ayrıca, Chris Pratt'in Mario performansı maalesef filmin merkezinde büyük bir boşluk yaratıyor. Sadece seslendirmenin düz ve ruhsuz olmasından değil, yazılan diyalogların zayıflığından dolayı Mario karakteri çoğu zaman sadece "ekranda olan biteni yorumlayan bir dış ses" gibi hissettiriyor.


the super mario galaxy movie img1

Kurtarıcı Melekler: Bowser ve Oğlu

Bu kadar eleştirinin arasında, filmin içinde aslında çok daha iyi bir filmin kırıntılarının yattığını söylemek mümkün. The Super Mario Galaxy bir Mario, Luigi veya Rosalina filmi olmaktan ziyade, aslında bir Bowser filmi olsaymış çok daha başarılı olabilirmiş.


Baba Bowser ve oğlu Bowser Jr. arasındaki dinamik, filmin en ilgi çekici yönünü oluşturuyor. Oğul, babasının artık geride bıraktığı kötücül bir planı tamamlamaya çalışırken ortaya harika bir kimya çıkıyor. Nitekim filmin en iyi sekansı da onlara ait: Bowser'ın oğluna anlattığı, korkutucu derecede karanlık bir uyku öncesi masalı ve bu masalı anlatırken kendi büyüsüne tekrar kapılması, filmin nadir parladığı anlardan biri.



Sonuç: Kaçırılmış Bir Potansiyel

The Super Mario Galaxy, arkasında devasa bir bütçe, muazzam bir yetenek havuzu ve şahane bir görsel dünya barındırıyor. Ancak ne beş yaşındaki çocukların ne de nostalji arayan yetişkinlerin zihninde yer edecek bir "temaya" veya "mesaja" sahip değil. Glen Powell'ın yıldızlaştığı kısa anlar dışında, o muazzam oyuncu kadrosu bile senaryonun hızı altında ezilip gidiyor.


Sonuç olarak; eğer sadece görselliğe doymak ve eski oyun günlerinizi yâd etmek istiyorsanız bu galaktik yolculuğa çıkabilirsiniz. Ancak kalıcı, duygusu olan ve "iyi ki izledim" dedirtecek bir sinema deneyimi arıyorsanız, aradığınız prenses bu şatoda değil.



Yorumlar


EN SON HABERLER

EN ÇOK OKUNANLAR

En Son İncelemeleri ve Haberleri Alın

bottom of page