top of page

TUSAŞ’tan KAAN, ANKA-3 ve HÜRJET İçin Kritik Takvim: Yerli Motorlu KAAN 2033’te Geliyor

kaan

Türk savunma ve havacılık sanayisinin en önemli projeleri arasında yer alan KAAN, ANKA-3, HÜRJET ve T925 için yeni üretim, test ve teslimat takvimleri açıklandı. TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, İngiltere’de düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı kapsamında yaptığı değerlendirmelerde, yerli motorlu KAAN’ın teslimatından ANKA-3’ün yenilenen seri üretim konfigürasyonuna kadar birçok kritik ayrıntıyı paylaştı.


Açıklanan takvime göre ilk KAAN uçaklarının yabancı menşeli F110 motorlarıyla 2028-2029 döneminde Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmeye başlanması planlanıyor. Yerli ve millî TF35000 turbofan motoruyla donatılacak KAAN’ların teslimatı içinse 2033 yılı hedefleniyor.


KAAN’ın İlk 40 Adedinde F110 Motoru Kullanılacak

Mehmet Demiroğlu, KAAN’ın TUSAŞ bünyesindeki en öncelikli proje olduğunu vurguladı. Benzer şekilde TEI açısından da TF35000 motorunun stratejik önem taşıdığını belirten Demiroğlu, iki projenin birbirini tamamlayan temel programlar olduğunu ifade etti.



Mevcut planlamaya göre Türk Hava Kuvvetleri için üretilecek ilk 40 KAAN, General Electric üretimi F110 motorlarıyla görev yapacak. İlk teslimatların 2028-2029 döneminde başlaması, yerli motorlu uçakların ise 2033 yılından itibaren envantere girmesi amaçlanıyor.


TF35000’in geliştirilmesi, KAAN’ın uzun vadede dışa bağımlılığının azaltılması açısından programın en kritik aşamalarından birini oluşturuyor. Daha önce kamuoyuna yansıyan açıklamalarda da yerli motorlu KAAN için 2032-2033 dönemi işaret edilmişti.


Endonezya’ya Teslim Edilecek KAAN’larda Yerli Motor Şartı

KAAN programının uluslararası boyutunda Endonezya önemli bir yere sahip. Türkiye ile Endonezya arasında imzalanan kesin satış sözleşmesi, 48 adet KAAN savaş uçağının tedarik edilmesini kapsıyor. Resmî sözleşme, IDEF 2025 kapsamında imzalanarak bağlayıcı aşamaya geçmişti.


Demiroğlu’nun verdiği bilgilere göre Endonezya’ya teslim edilecek uçaklarda yerli motor kullanılması temel koşullardan biri olacak. Bu nedenle TF35000 programının takvimi yalnızca Türk Hava Kuvvetleri için değil, KAAN’ın ihracat planları açısından da belirleyici önem taşıyor.


KAAN Programına Yeni Ülkeler Katılabilir

KAAN’a yönelik uluslararası ilginin giderek arttığını söyleyen Demiroğlu, Endonezya’nın projeye dâhil olmasının diğer ülkelerin yaklaşımını da olumlu etkilediğini belirtti.


Önümüzdeki bir veya iki yıl içerisinde KAAN’ın üç ila beş ülkenin yer aldığı uluslararası bir programa dönüşebileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişme; üretim kapasitesi, teknoloji paylaşımı, finansman ve ihracat potansiyeli açısından KAAN projesini farklı bir seviyeye taşıyabilir.


Avrupa’daki yeni nesil savaş uçağı projelerinde yaşanan gelişmeler de KAAN’ın uluslararası konumunu güçlendirebilir. Fransa, Almanya ve İspanya tarafından yürütülen FCAS’ın savaş uçağı ayağı, şirketler arasındaki uzun süreli anlaşmazlıkların ardından 2026 yılında sona erdi. İngiltere, İtalya ve Japonya’nın yürüttüğü GCAP programı ise henüz geliştirme sürecinin erken aşamalarında bulunuyor.


KAAN’ın ilk uçuşunu gerçekleştirmiş olması, prototip üretiminin sürmesi ve seri üretim takviminin konuşulmaya başlanması, Türkiye’nin bu alanda önemli bir zaman avantajı elde etmesini sağlıyor.


Yeni KAAN Prototipleri İçin Uçuş Hedefi

TUSAŞ’ın KAAN programı kapsamında hazırladığı P1 ve P2 prototiplerinin 2026 yılı içerisinde uçurulması planlanıyor. Bu uçakların uçuş testleri; aerodinamik yapı, aviyonik sistemler, görev bilgisayarı, sensörler ve farklı uçuş koşullarındaki performansın doğrulanması açısından kritik olacak.



Prototiplerden elde edilecek veriler, seri üretim uçaklarında uygulanacak son tasarım ve sistem yapılandırmalarının oluşturulmasına katkı sağlayacak.


ANKA-3 Seri Üretim Konfigürasyonuyla Yenilendi

TUSAŞ’ın kuyruksuz tasarıma sahip insansız savaş uçağı ANKA-3 için de önemli değişiklikler yapıldı. İki prototiple gerçekleştirilen testlerde elde edilen veriler doğrultusunda platformun seri üretim konfigürasyonu büyük ölçüde yeniden tasarlandı.


Yeni ANKA-3’te radar kesit alanının azaltılmasına yönelik yapısal iyileştirmeler gerçekleştirildi. Bunun yanında platformda kullanılan özel boya ve kaplama teknolojileri de geliştirildi. Kuyruksuz gövde yapısı, ANKA-3’ün düşük radar görünürlüğü hedefinin temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor.


Yapılan çalışmalarla birlikte uçağın menzili ve havada kalış süresi artırılırken, faydalı yük kapasitesi 1,3 tondan 1,7 tona yükseltildi.


ANKA-3 Hava-Hava Görevlerinde de Kullanılabilecek

ANKA-3 yalnızca kara hedeflerine yönelik hava-yer görevleri için geliştirilmiyor. Yeni konfigürasyonun, ihtiyaç hâlinde hava-hava angajmanlarında da görev yapabilecek şekilde hazırlanması planlanıyor.


Bu kabiliyet, ANKA-3’ün klasik bir silahlı insansız hava aracının ötesine geçerek insanlı savaş uçaklarıyla birlikte görev yapabilen bir insansız muharip hava platformuna dönüşmesini sağlayabilir.


Yeni ANKA-3 prototipinin 2026 yılı sonunda tamamlanması ve 2027’nin ilk çeyreğinde ilk uçuşunu gerçekleştirmesi hedefleniyor. Seri üretim uçaklarının teslimatlarının ise 2027’nin ikinci yarısında başlaması planlanıyor.


Mevcut platformda Ukrayna menşeli motor kullanılırken TUSAŞ, yerli TF6000 motor programındaki gelişmeleri de yakından takip ediyor. Alternatif motor seçenekleri üzerindeki değerlendirmeler de devam ediyor.


HÜRJET İçin NATO Vurgusu


hürjet img1

Türkiye’nin ilk millî jet eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET’in uluslararası pazardaki konumu da güçleniyor. Demiroğlu, iki büyük NATO hava kuvvetinin platformu tercih etmesi nedeniyle HÜRJET’in artık bir “NATO uçağı” olarak değerlendirilebileceğini söyledi.



HÜRJET; ileri jet eğitimi, harbe hazırlık eğitimi, hava devriyesi ve hafif taarruz gibi farklı görevlerde kullanılabilecek şekilde geliştiriliyor. Aynı sınıftaki modern rakiplerin sınırlı olması da uçağın ihracat potansiyelini artırıyor.


İspanya’nın HÜRJET’i tercih etmesi ve resmî tedarik sürecinin ilerlemesi, platformun Avrupa ve NATO pazarına girişi açısından önemli bir eşik olarak görülüyor. TUSAŞ, İspanya için yürütülen sürecin resmî tedarik sözleşmesi aşamasına ulaştığını duyurmuştu.


SÜPER ŞİMŞEK’in Menzili 1.000 Kilometreye Ulaşıyor


süper şimşek

TUSAŞ’ın geliştirdiği SÜPER ŞİMŞEK platformu hakkında da yeni teknik bilgiler paylaşıldı. Yaklaşık 200 kilogram kalkış ağırlığına sahip aracın 1.000 kilometre menzile ulaşabildiği açıklandı.


SÜPER ŞİMŞEK yalnızca kamikaze görevleri için tasarlanmış bir platform değil. Araç;

  • Elektronik aldatma sistemi,

  • Arayıcı başlık,

  • Haberleşme modülü,

  • Deniz yüzeyine çok yakın uçuş yeteneği,

  • Farklı keşif ve taarruz görev yükleri

gibi çeşitli donanımlarla kullanılabilecek.


Demiroğlu, platformun yaklaşık 10 farklı başlık veya görev yükü taşıyabileceğini ifade etti. SÜPER ŞİMŞEK’in daha küçük bir versiyonunun yaklaşık 700 kilometre menzile ve saatte 600-700 kilometre hıza ulaşabildiği belirtilirken, ailenin en küçük üyesi AYAZ’ın ise 200 kilometrenin üzerinde menzil sunacağı aktarıldı.


AYAZ’ın düşük görünürlük özellikleriyle özellikle hava savunma sistemlerinin yanıltılması ve farklı elektronik harp senaryolarında kullanılması bekleniyor.


ayaz

HÜRKUŞ-2’nin Test ve Sertifikasyon Süreci Tamamlandı

TUSAŞ tarafından geliştirilen yeni nesil temel eğitim uçağı HÜRKUŞ-2’nin geliştirme testleri ile sertifikasyon sürecinin tamamlandığı açıklandı.


İhracat tarafında Azerbaycan ile yürütülen görüşmelerin imza aşamasına geldiği belirtilirken Körfez ülkeleri, Afrika ve Güney Amerika’dan da platforma ilgi bulunduğu ifade edildi. Bazı ülkelerin HÜRKUŞ’un standart eğitim modeliyle birlikte silahlı versiyonunu da değerlendirdiği aktarılıyor.


T925 İlk Uçuşunu 2027’de Yapacak

TUSAŞ’ın henüz ilk uçuşunu gerçekleştirmeyen projelerinden biri olan T925 genel maksat helikopteri için de takvim netleşmeye başladı.


Yaklaşık 10 ton sınıfındaki helikopterin ilk prototipinin 2026 yılı sonunda ortaya çıkarılması ve 2027’nin ilk çeyreğinde uçurulması hedefleniyor.


T925’in ilk kullanıcısı Orman Genel Müdürlüğü olacak. İlk aşamada kuruma sekiz helikopter teslim edilmesi planlanıyor. Yangın söndürme görevlerinde kullanılacak modelin yaklaşık 4 ton su taşıma ve 19 personeli nakletme kapasitesine sahip olması öngörülüyor.


İlk teslimatların 2028 yılında başlaması beklenirken Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma, Sahil Güvenlik ve diğer güvenlik birimleri için hazırlanacak farklı konfigürasyonların 2029-2030 döneminde hizmete girmesi amaçlanıyor.


TUSAŞ Projelerinde 2026-2033 Arası Kritik Dönem

Paylaşılan takvim, Türk havacılık sanayisinin önümüzdeki yıllarda art arda önemli eşikleri aşmaya hazırlandığını gösteriyor. KAAN’ın yeni prototip uçuşları, ANKA-3’ün seri üretim konfigürasyonu, HÜRJET’in NATO ülkelerine ihracatı ve T925’in ilk uçuşu, kısa vadede öne çıkan gelişmeler olacak.


Uzun vadede ise en kritik başlıklardan biri, TF35000 motorunun başarıyla tamamlanarak KAAN’a entegre edilmesi olacak. 2033 yılında yerli motorlu KAAN teslimatlarının başlaması, Türkiye’nin savaş uçağı alanında motor dâhil olmak üzere daha bağımsız bir üretim altyapısına ulaşması açısından tarihî bir dönüm noktası olabilir.


Kaynak: YouTube


Yorumlar


En Son İncelemeleri ve Haberleri Alın

bottom of page