Star Wars Evreninin En Kötüden En İyiye Tüm Romantik Çiftleri
- Faruk KALAFATCI - Film & Dizi Editörü

- 15 Şub
- 6 dakikada okunur

Oyun kollarını bir kenara bırakıp galaksinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Star Wars evreni her ne kadar umut, aile ve destansı savaşlar üzerine kurulu olsa da, söz konusu romantik ilişkiler olduğunda karakterlerine pek de nazik davranmıyor. Uzak, çok uzak bir galakside kurulan hemen hemen her büyük romantik bağın bir şekilde felaketle sonuçlandığını bilsek de, onların hikayelerine kendimizi kaptırmaktan alıkoyamıyoruz. Ne derler bilirsiniz; "Önemli olan varış noktası değil, yolculuğun kendisidir." Ve inanın bana, bu çiftlerin bazıları kıyametlerine doğru giderken oldukça unutulmaz yolculuklara çıkıyorlar.
Yine de kabul edelim, bazı Star Wars eşleşmeleri diğerlerinden fersah fersah ötede. Filmlerden ve dizilerden derlediğimiz, en kötüden en iyiye doğru sıralanan en popüler 10 Star Wars çiftine yakından bakıyoruz. Şunu da baştan belirtelim: Bu liste tamamen resmi Star Wars kanonuna dayanıyor, hayran kurgularına (fan-ship) değil. Yani sevgili FinnPoe hayranları, bu listede aradığınızı bulamayabilirsiniz. Güç sizinle olsun!
10. Kylo Ren ve Rey (Star Wars: Sequel Üçlemesi)

Star Wars tarihinde, gelişmekte olan bir Jedi olan Rey ile İlk Düzen (First Order) sadakatlisi Kylo Ren arasındaki çalkantılı ilişki kadar tartışma yaratan başka bir eşleşme olmamıştır. Üstelik bu evrenin bize Anakin ve Padmé'yi verdiğini düşünürsek, bu oldukça iddialı bir durum!
Aydınlık Taraf: Kylo Ren (Adam Driver) ve Rey (Daisy Ridley) arasında "Güç İkilisi" (Force Dyad) aracılığıyla kurulan, insanları zaman ve mekan ötesinde birbirine bağlayan bu derin bağ konsepti oldukça ilginç ve benzersizdi. Bu durum, devam üçlemesi boyunca aralarındaki gerilimli ilişkiye ekstra bir derinlik kattı.
Karanlık Taraf: Dürüst olmak gerekirse Kylo oldukça sorunlu bir karakter. Darth Vader'ın mirasına takıntılı, başkalarına zarar vermekten zevk alıyor ve Rey'e sürekli olarak "hiçbir şey" olmadığını hatırlatıp duruyor. Soykırımcı bir diktatör olması da cabası! The Rise of Skywalker'ın sonunda aniden taraf değiştirmesi ve Rey'i kurtarması, ona bir romantik ödül vermek için yeterli miydi? J.J. Abrams bile bu durumdan emin olamamış ki, o meşhur öpücükten iki saniye sonra Kylo'yu öldürmeyi seçti.
9. Osha ve Qimir (The Acolyte)

Hepimiz bazen "kötü çocukları" sevmiyor muyuz? Eski bir Jedi iken Sith yardımcısına dönüşen Osha (Amandla Stenberg), Leslye Headland'in The Acolyte dizisinde bunu bambaşka bir seviyeye taşıyor. Osha'nın Qimir'i (Manny Jacinto) ilk başta reddetmesi, Qimir'in ailesinin öldürülmesinin arkasındaki Jedi gerçeğini ortaya çıkarmasına yardım etmesiyle tamamen eriyip gidiyor.
Aydınlık Taraf: Bir Star Wars ilişkisinin keyif vermesi için illaki sağlıklı olması gerekmiyor. Osha ve Qimir'in ilişkisi manipülasyon üzerine kurulu. Ancak The Acolyte, bu toksik durumu asla romantize etmeye veya şirin göstermeye çalışmıyor. İkilinin arasındaki inkar edilemez romantik alt metinlere rağmen, dizinin yaratıcısı Headland'in final bölümü için çekilen öpüşme sahnesini "henüz hak edilmediği" gerekçesiyle kurgudan çıkarması büyük bir alkışı hak ediyor.
Karanlık Taraf: En büyük dezavantaj, dizinin iptal edilmesi yüzünden bu ikiliyle yeterince vakit geçirememiş olmamız. Osha'nın Karanlık Taraf'a düşüşü ve Qimir'in çıraklığı, belki de romanlarda veya çizgi romanlarda devamını görebileceğimiz yarım kalmış bir hikaye olarak rafa kalktı.
8. Cassian Andor ve Bix Caleen (Andor)

Ayrı düşmüş eski sevgililer olarak başladıkları macerada, Cassian'ın Bix'i 1. sezonda ISB'nin işkencesinden kurtarmasıyla işler değişiyor. Ancak 2. sezona geldiğimizde, bu ilişkinin bir bedeli olduğu gerçeği yüzümüze çarpıyor.
Aydınlık Taraf: Adria Arjona ve Diego Luna'nın Yavin 4'teki veda sahnesindeki oyunculukları tek kelimeyle muazzam. Bix'in gözyaşları içinde Cassian'a İsyan'ı ilişkilerinin önünde tutması gerektiğini açıklaması, savaşın insanlardan neleri çaldığının acı verici bir hatırlatıcısıydı. Luna'nın gözlerindeki o çaresizlik hissi ekrandan taşıyor.
Karanlık Taraf: Bix, bir noktadan sonra ne yazık ki Cassian'ın kahramanlığını ön plana çıkaran bir anlatı aracına dönüşüyor. Bix'in İsyan için hayatını riske atma isteğini sevsek de, karakterin çoğunlukla Cassian'ın büyük kaderine üzülmemiz için bir araç olarak kullanılması bu çiftin potansiyelini aşağı çekiyor.
7. Han Solo ve Qi'ra (Solo: A Star Wars Story)

Bir Han ve Leia değiller belki ama, genç Han Solo (Alden Ehrenreich) ile kölelikten suç lordluğuna yükselen Qi'ra (Emilia Clarke) arasındaki ilişki, hayranların hakkını verdiğinden çok daha büyüleyici.
Aydınlık Taraf: İlk aşklar her zaman güçlü bir çekim yaratır ve Solo filmi de tam olarak bu noktaya oynuyor. Kanonun ilerleyen yıllarında birlikte olmayacaklarını bilmek, bu kısa ilişkiyi daha da buruk bir hale getiriyor. Ehrenreich ve Clarke'ın kimyası sayesinde, yıllar süren ayrılığa rağmen birbirlerini hala sevdiklerini hissedebiliyorsunuz. Qi'ra'nın, Han'ın karanlık bir yola sürüklenmesini istemeyerek onu kendinden uzaklaştırması oldukça trajik bir fedakarlıktı.
Karanlık Taraf: İkili hakkında itici bir şey yok, sadece bu işin yürümeyeceği çok belliydi. Qi'ra, Han'a kıyasla çok daha politik motivasyonlara sahip ve kendi yeraltı suç imparatorluğunu kurmakla meşgul. Han İsyan'a katıldığında, ikisinin yolları çoktan geri dönülemez şekilde ayrılmıştı.
6. Syril Karn ve Dedra Meero (Andor)

Ekranda iki faşistin bir araya gelmesini desteklerken kendinizi yakalıyorsanız, orada harika bir oyunculuk var demektir. Dedra (Denise Gough) acımasız bir İmparatorluk Güvenlik Bürosu (ISB) yöneticisi, Syril (Kyle Soller) ise İmparatorluk ideolojisine körü körüne bağlı, duygusal olarak olgunlaşmamış eski bir memur.
Aydınlık Taraf: Star Wars serisindeki en itici ama bir o kadar da enteresan romantik çift! Bu iki fırsatçıyı başka biriyle eşleştirmeye çalışmak, o kişiye büyük haksızlık olurdu. Sisteme olan sarsılmaz sadakatleri onları yalnızlaştırmış ve izole etmiş; ta ki birbirlerinde hastalıklı bir yakınlık bulana kadar.
Karanlık Taraf: Büyüleyiciler evet, ama aynı zamanda epey rahatsız ediciler. İlişkilerini izlemek, garip ve iğrenç olduğunu bildiğiniz bir şeyi internette aratmak gibi; sonucun sizi rahatsız edeceğini bilseniz de merakınıza yenik düşüyorsunuz.
5. Obi-Wan Kenobi ve Satine Kryze (The Clone Wars)

Obi-Wan ve Satine, gerçekten başlayamadan sona eren idealize edilmiş, gençlik aşkının somut bir örneği. Mandalorian İç Savaşı sırasında henüz gençken tanışıyorlar ve birbirlerine aşık oluyorlar, ancak görevleri onları ayırıyor.
Aydınlık Taraf: Her zaman mükemmel ve kuralcı Jedi olarak sunulan Obi-Wan Kenobi'nin, Mandalorian halkının lideri Satine Kryze ile geçmişte "bir şeyler" yaşadığının ortaya çıkması, bu katı karakterin yapısına harika bir kırılganlık ekledi. Birlikte oldukları her sahnede havada asılı kalan o romantik gerilim oldukça etkileyiciydi.
Karanlık Taraf: İlişkileri tatlı olsa da, Anakin ve Padmé'nin yıkıcı ilişkisini yansıtmak için kullanıldığı çok açık. Üstelik sırf Obi-Wan'ın hayatına biraz daha trajedi katmak ve onu üzmek için Satine'in Darth Maul tarafından öldürülmesi, "erkek karakteri üzmek için kadın karakteri feda etme" klişesinin can sıkıcı bir başka örneği.
4. Anakin Skywalker ve Padmé Amidala (Star Wars: Prequel Üçlemesi)

Onları ister sevin ister nefret edin, müstakbel Darth Vader Anakin (Hayden Christensen) ve Padmé Amidala (Natalie Portman) arasındaki romantizmin Star Wars'u bir arada tutan en güçlü yapıştırıcı olduğu inkar edilemez.
Aydınlık Taraf: Korumalık, yasak aşk, "kötü çocuk/iyi kız" dinamiği... Romantizm tutkunlarını deli eden her türlü klişe bu ilişkide mevcut. Her ikisi de çok büyük beklentiler altında eziliyor ve duygularını maskelemek zorunda kalıyorlar. Sadece birbirlerinin yanındayken bu maskeleri çıkarabilmeleri, onları tamamen birbirine bağımlı ve zehirli bir ilişkiye sürüklüyor. Palpatine'in bu bağı karanlık tarafa çekmek için bir silah olarak kullanması bu yüzden çok mantıklı.
Karanlık Taraf: Padmé de masum değil belki ama Anakin kelimenin tam anlamıyla yürüyen bir "kırmızı bayrak" (red flag). Bir Tusken Yağmacısı kampını katlettiğinde onu affetmesi veya demokrasi aşığı bir senatör olmasına rağmen diktatörlük hakkındaki görüşlerini görmezden gelmesi kabul edilemez. Kesinlikle daha iyisini hak ediyordu.
3. Han Solo ve Leia Organa (Orijinal Star Wars Üçlemesi)

"Zıt kutuplar birbirini çeker" sözünün galaksideki sözlük karşılığı. Han (Harrison Ford) motivasyonu genellikle bir sonraki maaş çeki olan şüpheci bir kaçakçı; Leia (Carrie Fisher) ise İmparatorluğu devirmek için her şeyi yapacak olan asi ve prensipli bir lider.
Aydınlık Taraf: Kağıt üzerinde asla çalışmaması gereken bir ilişki. Ortak yönleri yok denecek kadar az. Ancak Leia Han'a inanacak bir amaç verdi, Han ise Leia'yı görevlerinden sıyrılıp aşka bir şans vermesi için cesaretlendirdi. Ford ve Fisher'ın efsanevi kimyası ve sinema tarihine geçen "Seni seviyorum." - "Biliyorum." repliği... İnsanların yıllar sonra bile bu çifte neden bu kadar bağlı olduğuna şaşmamak gerek. The Force Awakens'ta ayrılmış olmaları ise ilişkilerini savaşın ortasında doğan ama barış zamanında bocalayan gerçekçi bir yapıya büründürdü.
Karanlık Taraf: Devam üçlemesinde Leia'ya Han'ın yasını tutması için neredeyse hiç zaman verilmemesi büyük bir hayal kırıklığıydı. Hiç hoş değildi devam üçlemesi, hiç!
2. Vel Sartha ve Cinta Kaz (Andor)

Dizinin yaratıcısı Tony Gilroy bu ilişkinin önemini biraz küçümsese de, Vel (Faye Marsay) ve Cinta (Varada Sethu) arasındaki aşk hikayesi Star Wars tarihinde yeni bir sayfa açtı.
Aydınlık Taraf: Vel ve Cinta'nın ortaklığı tam anlamıyla yürek burkan bir trajedi dersi niteliğinde. Cinta, İsyan'ı Vel ile olan ilişkisinin önüne koysa da, aralarındaki derin sevgi ekranı delip geçiyor. Her etkileşimleri, gözlerinizi ayırması zor bir özlem ve arzu karışımı. Oyuncuların ellerinde çok fazla ekran süresi olmamasına rağmen bu hüzünlü aşkı Romeo ve Juliet kadar büyüleyici kılmayı başarıyorlar.
Karanlık Taraf: Andor'un beş sezonluk planının iki sezona düşürülmesinden en çok etkilenen karakterler onlar oldu. Heteroseksüel meslektaşlarına ayrılan süre onlara tanınmadı. Ekran önünde temsil açısından zaten zayıf olan bir seride, faşizmle mücadele eden bu harika ikiliyi hikayenin kenarına itmek biraz kolaya kaçmak gibi hissettirdi.
1. Kanan Jarrus ve Hera Syndulla (Star Wars: Rebels)

Star Wars: Rebels sadece serinin en çok değerinin bilinmemiş yapımlarından biri değil, aynı zamanda franchise tarihindeki açık ara en iyi romantik çifte ev sahipliği yapıyor. Kanan (Freddie Prinze Jr.) Order 66'dan kurtulmuş yaralı bir Jedi, Hera (Vanessa Marshall) ise İmparatorluğa karşı kendi direniş hareketini başlatan yetenekli bir pilot.
Aydınlık Taraf: Nereden başlasak ki? Hayatları İmparatorluk tarafından ellerinden alınan bu ikili, tamamen umutsuzluğa kapılmak yerine umudu birbirlerinde ve gemilerindeki derme çatma "ailelerinde" (Sabine, Zeb, Ezra, Chopper) buluyorlar. İlişkileri ikisi için de her şey demek olsa da, asla İsyan'ın önüne geçmiyor. İzleyicileri klişelere boğmadan, taze, sağlıklı ve kalpten bir yolculuğa çıkarıyorlar. İlişkileri, beklendiği gibi trajediyle bitiyor ancak bu trajedi evrenin en güzel sahnesini doğuruyor: Kanan kendini feda etmeden saniyeler önce Güç ona gözlerini geri veriyor, sırf Hera'ya ve ailesine son bir kez bakabilsin diye... Kahredici, yürek parçalayıcı ama tam anlamıyla kusursuz.
Karanlık Taraf: Hiçbir şey. Onlar tek kelimeyle mükemmeller.
Sinema ve dizi dünyasından en güncel gelişmeler için Filmler & Diziler sayfamızı ziyaret edin.













































Yorumlar